Slide

PROJE

RE-ACT

"Re-ACT, kentsel çalışma ve araştırmalarla desteklenen, çok boyutlu bir projedir."

Re-ACT (Re-Reading Architecture as a Cultural Transformation – Kültürün İzlerini Mimarlık Üzerinden -Yeniden- Okumak), çeşitli alt proje ve yan ürünler barındıran, kentsel çalışma ve araştırmalarla desteklenen, çok boyutlu ve sürdürülebilir bir projedir. Proje, Alman Mimarlık Örgütü BDA ve Amsterdam Mimarlık Merkezi ARCAM ortaklığı ile ODTÜ, AFSAD, Mimarlar Derneği 1927 ve DOCOMOMO Türkiye işbirliğiyle yürütülmüştür.
Mimarlık diğer sanat ve mesleklerden farklı olarak gündelik yaşam ve kültürlerle süreklilik kuran dolayısı ile bir yandan bu kültürlerin yansımalarını barındıran öte yandan onları etkileme, dönüştürme gücüne sahip bir alandır. Bu çok yönlü etkileşimin farkındalığını artırmak projenin ilk hedefidir.
Kentlinin yaşadığı çevreye karşı duyarlılığını geliştirmek, daha kaliteli ve nitelikli kentsel mekânlar üretilme talebini de artıracaktır. Dolayısı ile bu proje kentlilerin mimarlığa ve yaşadıkları kente ilgi ve merakını geliştirmeyi, bu merakı bilgi ile besleyecek ortamlar ve etkinlikler yaratmayı hedeflemiştir.
Re-ACT bu hedefe dönük olarak tasarlanan bir projedir. Bu kapsamda 15 ay içerisinde gerçekleştirilecek dört etkinlik planlanmaktadır. Bu etkinlikler, modern bir model olarak ayrıcalıklı bir konuma sahip olan Ankara kentinin bir maketini yapmak, kent fotoğraf sergisi oluşturmak, atölyeler düzenlemek, yurt içinde ve yurt dışında konferanslar hazırlamaktır.
Planlanan etkinliklerin detaylarına geçmeden önce Türkiye, Ankara ve Türkiye’nin Avrupa ile ilişkileri bağlamında projenin önemi ve projeden beklenen yararlar açıklanacaktır.
PROJENİN ÖNEMİ ve YARARLARI
Türkiye, doğu-batı, Avrupa-Asya kültürlerinin, küresel ve yerel kavramlarının kesişim noktasında olduğu gibi; din, dil, etnik çeşitlilik, coğrafi farklılık ve tarihi çeşitlilik açısından özgün ve öncelikli bir alan oluşturmaktadır. Özellikle cumhuriyetin ilk yılları Türkiye’nin önemli ve radikal bir kültürel dönüşüm hareketini temsil etmekte bu yıllarda içselleştirilen modernizm projesi her şeyden önce batı ile bütünleşme ve süreklilik sağlama projesi olarak öne çıkmaktadır. Bu durum sadece Türkiye açısından değil, Türkiye’nin temsil ettiği “ana eksen dışı” (batıya referansla) tüm oluşumları anlamak için bir araştırma modeli sunmaktadır. Cumhuriyet sonrası Türkiye mimarlığı her şeyden çok kendini batı mimarlığı ile kurulan süreklilik ve karşıtlık söylemleri ile tanımlamaktadır. Bu anlamda ana eksen dışındaki yerellikle uluslararası modernizmin çeşitli biçimlerde oluşturduğu ilişki (süreklilik ve karşıtlıklar) Ankara üzerinden okunabilir.
Ankara Türkiye’nin modernleşme ve batı ile değer bütünleşmesi oluşturma sürecinin başlangıç noktasını, bunun mimari ve planlamaya yansıma biçimlerini temsil eder. Başka bir ifade ile modernliğin modelini oluşturmaktadır. Yeniden kurulan bir başkent olarak bu dönüşüm ve temsiliyetin bütün unsurlarının gözlenebileceği bir ortamdır.
Özellikle savaş ortamı nedeni ile ivmelenen göç, çok sayıda yabancı mimarın Ankara ortamında ve Türkiye mimarlık eğitimi ortamında çalışmasını getirmiş, bu kişilerin bir yandan modernizmin yerleşmesine, öte yandan yerel değerlerin yeniden yorumlanarak modernizmle süreklilik oluşturmasına yönelik katkıları olmuştur. Başta Ulus olmak üzere Cumhuriyet Ankara’sı bu konuda zengin bir birikime sahip örnekleme alanıdır. Özellikle Türkiye’de çalışmış, ürün vermiş yabancı mimarların sayısal çokluğu ve mimarlık ortamındaki ağırlıkları gözetildiğinde bu proje, çok sayıda Avrupa ülkesini ilgilendiren, çok sayıda ortak çalışma ve araştırmacı değişimine olanak veren bir projedir.
Diğer örneklerden farklı olarak Türkiye ve Ankara örneği yerellik kavramının küresel kavramı ile olan ilişkisini incelemek için çok zengin bir arka plan ve çeşitlilik barındırmaktadır. Bu araştırma ve tartışmalar sadece Türkiye ortamını değil özellikle bugün altı çizilen bir araştırma konusu olan Avrupa ve gelişmiş ülkelerdeki azınlıkların, etnik farklılıkların kültürel ortamda var olma biçimlerine yönelik ipuçları verecektir.
Proje yerel – evrensel, doğu – batı gibi kavram çiftlerinin kültürel ortam içinde uğradığı dönüşüm, değişimi ve bu kavramlar arası bölgeleri anlamaya ve tartışmaya çalışacak, mimarlık ürünleri üzerinden bu konuda bir toplum bilinci oluşmasına katkı sağlayacaktır.
Projede yer alacak etkinlikler hem popüler hem de profesyonel ve akademik açıdan zengin katılım sağlamak üzere tasarlanmıştır.
Bu proje sürdürülebilir bir proje olarak da mimarlık ortamı ve Mimarlık Kültürüne katkı sağlayacaktır. Elde edilen belge ve arşivler kurulması planlanan Mimarlık Müzesi ve Kültür Merkezi’nin nüvesini oluşturacaktır.